6 Ağustos 2011 Cumartesi

BEYAZID-I BİSTAMİ - Bayazid al-Bistami

M. Ali KAYA
H. 3 asırda dünyaya geldi. asıl adı Tayfur'dur. Babasının adı İsa, dedesinin adı, Şerûşân'dır. Şerûşân mecûsî iken müslüman olmuştur. İsâ'nın üç oğlu vardı. Tayfur (Beyazıd) ortancaları idi. diğerleri Âdem ve Ali isimlerini taşıyordu. Hepsi de zühd ve takva sahibi kimselerdi. Beyâzıd H. 234 yılında vefat ettiği söylenir.

Peygamberimiz (sav) "Kendini bilen Rabbini bilir" buyurmuşlardır. Allah bir kulunu sevdiği zaman o kulun kalbine aşk ve şevk verir. Bu aşk ve şevk ile kalbi tertemiz olur; Allah'ı sever, Allah da onu sever. Evliyaların menkıbeleri ve öğütleri hidayet rehberleridir.

Beyazıd'ın Tavsiyeleri:

1. Ey ilim yiğidi! İlimde ilim ara. İlim senin bildiğinin içinde olup bildiğiğin şeyden farklıdır. Ey züht yiğidi! Züht içinde zühdü ara! Ey tava yiğidi! Takvayı takva içinde ara!
2. Rabbimi rüyada gördüm ve sordum: "Rabbim, sana nasıl geleyim?" Rabbim buyurdu: " Nefsini terket ve gel" diye cevap verdi.
3. Peygamberin sünnetini yaşamayan kimse nasıl olur da velilik iddiasında bulunur?
4. Beyâzıd'a sordular: "Kul Allah'a ne ile kavuşabilir?" Cevap verdi: "Dilsizlik, sağırlık ve körlükle" şeklinde cevap verdi.
5. Yüce Allah bana sekiz kerametle ikramda bulundu:
1. Kendimi çok geri, halkı çok ileri gördüm.
2. İnsanların yerine cehennemde yanmaya razı oldum ve daima arzu ettim.
3. Her zaman mü'minlerin kalbine sevinç ve ferahlık vermeye çalıştım.
4. Yarın için hiçbir şeyi biriktirmedim.
5. Allah'ın rahmetini insanlar için arzu ettim.
6. Gayretimi mü'minlerin gönlüne âhiret sevincini vermek için harcadım.
7. Mü'minlere olan şefkatimden önce selamı ben verdim.
8. Kendi nefsime dedim ki: Allah beni ahirette affeder de şefaat hakkı verirse önce bana eziyet edenlere şefaat ederdim, sonra bana iyilik edenlere.."
6. "Allah kullarına kâfi değil mi?" ayeti onunu temel prensibi idi.
7. Kalb ne kadar marifetullah ile meşgul olursa kalbin basireti o derece açılır. Bu da ancak Allah'ın isim ve sıfatları ile meşgul olmakladır. "Bir saat sünnetullah'ın bedi' asarı ile meşgul olmak bir senelik nafile ibadetten hayırlı" olması bu sırdandır.
8. Sıddıkların son makamı, peygamberlerin ilk basamağı ve ilk merhalesidir.
9. Kişinin nefsi kalbi ile yatıştığında, kalbi rabbine olan hüsn-ü zannından dolayı sevince gark olduğu, Allah'ın iradesi ile zannı sıhhate kavuştuğunda, iradesi meşiet-i ilâhiye ile birleştiğinde, kalbi Allah'ın rif'ati ile yüceldiğinde, nefsi ilâhî kudret ile harekete geçtiğide, o kul ne tarafa giderse Allah ile beraberdir. Yüce Allah buyurdu: "Ben kulumun zannı üzereyim. Kulum beni nasıl zannederse beni öyle bulacaktır."
10. Ehl-i dünya dünya ile, ehl-i ahiret ahiret ile meşgul olurken, sen Allah ile meşgul ol!
11. Allah'ın veli kullarını sev ki, onlar da seni sevsinler. Allah dostlarını seven Allah'ın dostu olur. Kişi sevdiği ile beraberdir" buyurur peygamberimiz (sav)
12. Bütün marifetlerin "Lâ ilâhe illallah" kelimesinde son bulur.
13. Günaha isyanın tövbesi bir tövbedir; taatin tövbesi yüz tövbedir. İmam-ı Azam demiştir ki: "Nice ibadetlerimiz var ki, tövbeye muhtaçtır." Bazen olur ki, zikrimiz ona hicap olur.

14. Velilerin intibahının merhaleleri dörttür:
1. Nefsini anınca aciz ve fakir olduğunu görür,
2. Günahlarını hatırlayınca tövbe ve istiğfar ederler,
3. Dünyayı hatırlayınca ibret alırlar,
4. Allah'ı hatırlayınca iftihar eder dururlar.
15. Arifin kemâli, rabbine olan muhabbetiyle yanmasıdır.
16. Allah'ın isimleri sıfatların ismidir. Allah ise zatının ismidir. İsimler sıfatları, sıfatlar da zatı bize anlatır.
17. İnsanlara ilim gözü ile bakan onlara buğzeder, kim de hakikat gözüyle bakarsa onlara merhamet eder.
18. Mü'min nefsi olmayandır.
19. Herkes Allah'tan bir şeyler istiyorlar; Allah'ın dostları ise Allah'tan Allah'ı isterler.
20. Hz. Ali (ra) bir şiirinde şöyle demiştir: "Âdemoğlundan bir şey isteme! Ne istiyorsan Allah'tan iste! Bil ki Allah kendisinden istmeyene kızar. İnsandan bir şey istersen sana kızar."

21. "Lâ ilâhe İllallah" cennetin anahtarıdır. Ancak anahtarlar dişli olur. Cennetin anahtarının da dört dişi vardır:
1. Yalansız ve gıybetsiz bir dil,
2. Hilesiz ve hıyanetsiz bir kalb,
3. Haram ve şüpheli şeylerden uzak bir mide,
4. Nefsi, sünnete aykırı bid'a ve kötü arzulardan uzak amelle terbiye etmektir.
22. Dünyada iki cennet vardır. biri nimetler cenneti, diğeri ise marifetler cennetidir. Nimetler cenneti fena bulur; ama marifetler cenneti ise ebedîdir, ebediyete kadar uzanır.
23. Sünnet dünyayı terk etmek, farz ise Allah ile beraber olmak ve sohbet etmektir.
24. Bâtıla bakan iki gözden ise, hakka bakan bir göz evlâdır.
25. Beyazıd-ı Bistamiye sordular: "Sofi kimdir?" Cevap verdi: "Bir eli ile Allah'ın kitabını, diğer eli ile de peygamberin sünnetini tutandır. Bir gözü ile dünyaya, bir gözü ile ahirete bakandır. Dünya ve ahiret ortasında Allah'a yönelendir.
26. Arifin alameti nedir? dediler. Cevap verdi: "Allah'ı anmaktan fütur getirmez, dili Allah'ı zikredecek ama usanç duymayacak, Allah'ın hakkını ödemekte gevşeklik ve âcizlik göstermeyecek, Allah'tan başkası ile gönül dostluğu kurmayacak" dedi.

27. On şey beden için farzdır:
1. Farzları noksansız olarak yapmak,
2. Haramlardan kaçmak,
3. Allah için mütevazi olmak,
4. Müslüman eziyetten sakınmak,
5. İyi kötü herkese hayırhah olmak,
6. Allah'ın mağfiretini arzulamak,
7. Her işte Allah'ın rızasını gözetmek,
8. Öfkeyi, gurur ve taşkınlığı, zulüm ve haksızlığı ve mücadeleyi terketmek,
9. Kendi kendine nasihat etmek ve nefsini ıslaha çalışmak,
10. Ölüme bilerek hazırlanmak.

28. On şey bedeni korur:
1. Gözü haramdan ve lüzumsuz şeylerden korumak,
2. Dili zikre alıştırmak ve bunu alışkanlık haline getirmek,
3. Günlük nefis muhasebesi yapmak,
4. İlim öğrenmek ve bunun gereğini yapmak,
5. Herkese karşı edep ve terbiyeyi muhafaza etmek,
6. Bedeni dünya ve ahirete faydalı işlerle yormak,
7. İnsanlar ile ülfet etmek, kalbi, zekayı ve düşünceyi berraklaştırmak,
8. Nefis ile kıyasıya mücadele etmek,
9. Çokça ibadet etmek,
10. Sünnet-i Seniyyeye uymak.

29. On şey bedenin şerefidir:
1. Tevazu ve hilm,
2. Haya ve edeb,
3. İlim
4. Haram ve şüphelilerden kaçınmak,
5. Her zaman Allah'tan korkmak,
6. Güzel ahlakla davranmak,
7. Başa gelene sabretmek,
8. Halk ile iyi geçinmek,
9. Öfkeye hâkim olmak,
10. Dilenmeyi terk etmek...

30. On şey bedeni, maddi ve manevi olarak yıkar:
1. Dindar olmayan ile arkadaşlık,
2. Hayırlı ve yararlı kimselerden uzak durmak,
3. Nefsin isteklerine uymak,
4. İslam cemaatinden uzak kalmak,
5. Ehl-i bid'a ile oturup kalkmak,
6. Dünya ve ahirete faydası olmayan şeylerle meşgul olmak,
7. Halkı kötü za altında tutmak,
8. Üstünlük taslamak,
9. Dünyalıktan dolayı üzüntü duymak,
10. Ahireti düşünmemek...

31. On şey insanın varlığını ve maneviyatını öldürür:
1. Terbiye azlığı,
2. Cehalet çokluğu,
3. Halktan minnet beklemek,
4. Şehvet azgınlığı,
5. Baş olma sevdası,
6. Dünyaya gereğinden fazla dalmak,
7. Hakk katında nefis ile dostluk kurmak,
8. Çok yemek,
9. Çok uyumak,
10. Kalabalığa uymak.

32. On şey insanı küçültür:
1. Öfke ve hiddet,
2. Kin ve nefret,
3. Kibir ve gurur,
4. Zulüm ve haksızlık,
5. İnatla mücadele,
6. Cimrilik,
7. Başkasına eza ve cefa etmek,
8. Mü'min kardeşine saygısızlık,
9. Kötü huy ve fena ahlak,
10. İnsaf ölçülerini aşmak.

33. Mevlâna hazretleri şöyle der:
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol!
Ayıpları örtmede gece gibi ol!
Cömertlikte deniz gibi ol!
Kin ve öfkede ölü gibi ol!
Tevazuda toprak gibi ol!
Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol!

34. Mü'mine, Allah'ın onun amelinden müstağnî olduğunu bilmesi kadar akıllıca bir şey olmaz.

35. Her kim cihana geldi pişman olur gider,
Kim dert ile gelir ise derman alır gider,
Evvel kadem bu menzile çün bastı ağlayı,
Âhir dahi o zâr ile giryan olur gider,
Hırs-u haset niçin? Bizi bu mülke getiren,
Üryan getirdi, yine üryan alır gider."
Âşık Ümmî

36. Kim dünyada züht üzere bulunursa o derece kabinde uyanıklık meydana gelir.
37. Cânib-i mâşuktan olmazsa inâyet âşıka,
Sa'y-i âşıkı ma'şûka îsal eylemez..."
Şâh-ı Nakşîbend
38. Nefsimi unuttuğum zaman onun yaratıcısını hatırladım...
39. "Günlerin en güzeli, Allah'ın dilediği şekilde Allah'a gittiğimiz gündür." (Hz. Ali ra)
40. Hz. Ali (ra) bir gün hutbe okurken münasebetsizin birisi gereksiz bir soru sordu. Hz. Ali (ra) "Bilmiyorum" diye cevap verdi. Adam "O zaman aşağı in; orası bilmeyenlerin makamı değildir" dedi. Hz. Ali (ra) "Burası bazı şeyleri biliyorum, bazılarını bilmiyorum diyenin makamıdır. 'Her şeyi biliyorum' diyenlerin makamı değildir" dedi.
41. Dünya avam içindir. Ahiret havas içindir. Dünya ahiretin aynasıdır. Kim bu aynaya ahiret için bakarsa kurtulur, kim de ayna ile meşgul olup ahireti ihmal ederse helâk olur.
42. Allah-ü Ekber'in manası, "Allah mahlukat ile kıyas edilmekten, idrak edilmekten çok büyük v eyücedir" demektir. Allah kıyas, düşünce ve idrak kapsamına girmez.
43. Peygamberimiz (sav) "Yüzüne baktığın zaman size Allah'ı hatırlatan kimse Allah'ın velisidir" buyurdular.
44. Allah'a kavuşmak isteyen nefsini bırakmalıdır. Peygamberimiz (sav) "Allahım! Beni bir an olsun mefsimle başbaşa bırakma" demiştir.
45. Zühdün mertebeleri vardır: Birinci mertebe dünyaya karşı zühttür. İkinci mertebe, ahirete karşı zühttür. Üçüncüsü, Allah'tan başka şeylerden zühttür. (Zühd, terk etmek ve vaz geçmektir.)

46. Beyazıd-ı Bistamî'nin Hikmetleri:
1. Kul câhil kaldığı sürece âriftir.
2. Nefis dünyaya, ruh ahirete, marifet mevlâya bakar. Nefsi galip gelen helak olur. Ruhu galip gelen mücahitlerden sayılır. Mârifeti galip gelen müttakilerden sayılır.
3. Kulluk için iki şeye ihtiyaç vardır: Günahlarından korkması, amelinden dolayı kendisini beğenmemesi,
4. Ârif olan hiçbir şeyden korkmaz, hiçbir şeyden dolayı da sevinç duymaz.
5. Nehirler, çaylar, dereler akarken çok ses çıkarırlar; ama denize kavuşunca sesleri kesilir ve belirsiz hale gelirler. Deniz onların akması ile ne artar ne de eksilir.
6. Allah'ı Allah ile bildim. Mahlukatı ise, Allah'ın nuru ile bildim.
7. Ârif'in yemeği bulduğu şeydir; evi vardığı yerdir, işi Rabbi iledir."
8. Arif bildiğinden üstündür, âlim bildiğinin altındadır, ârif Rabbini, Âlim kendini düşünür.
9. Halk arasında kendisinden kötü kimselerin bulunduğunu zanneden kimse kibirli sayılır.
10. Şehveti kendisine arkadaşlık eden kimse nefsini bilmez. Nefsini bilen Rabbini bilir.

47. Beyazıd-ı Bistami'ye sordular: "Allah insanı neden yarattı?" Cevap verdi: "Mahlukatı kudretini izhar etmek için yarattı. Cömertliğini meydana koymak için onları rızıklandırdı. Kudretini izhar etmek için onları öldürdü. Azametini ortaya koymak için yeniden yaratacak, adaletini göstermek için hesaba çekecek, rahmetini göstermek için onları cennete koyacaktır" şeklinde cevap vermiştir.
48. Beyazıd-i Bistami'ye sordular: "Tevhit nedir?" Cevap verdi: "Yakîndir." Sordular: "Yakîn nedir?" Cevap verdi: Mahlukatın hareket ve sükununun Allah'ın fiili olduğunu bilmektir. Onun fiilinin ise ortağı yoktur. Bu iman sende karar kılarsa sen O'nu bulmuş olursun"
49. Kİmin kasdı ve niyeti tek şey olur ve gözlerinin gördüğü ve kulaklarının duyduğu şeyler kalbini meşgul etmezse, ona müjdeler olsun! Kim Allah'ı bilirse kendisini oyalayan her şeyden yüz çevirir.
50. "Yâ Rab! Seninle seni buluyor; yine seninle sana ulaşıyorum."
51. Nefsi unutmak yaradanını hatırlamaktır.
52. Allah'a en akın olan halka karşı en çok cömert olandır.
53. Allah'tan başka yardımcı olmadığını, rızkın ondan başka dağıtıcısı olmadığını ve ameline ondan başka şahidin bulunmadığını bilmen tevekküldür.
54. Beyazıda sordular: "Bir kişi ne zaman Allah dostları seviyesine yükselebilir?" Cevap verdi: "Kendi ayıp ve kusurlarını bilip gördüğü, azmini ve himmetini bu kusurlarını gidermeye yönelttiği zaman..."
55. Bir çok şeyleri tedav ettim; ama nefsin tedavisinden daha zor bir iş görmedim.
56. Halk hesaptan kurtulmaya çalışır; ben ise hesaba çekilmemi istiyorum. Belki o zaman Rabbim bana "Kulum!" diye hitap eder.
57. Zünnun-u Mısrî Beyazıd'a mektup yazdı ve "Aziz kardeşim! Ne zamana kadar bu uyku? Ne güne kadar bu dinlenme? Kâfile yol almakta; korkarım ki geri kalanlardan olursun" dedi. Beyazıd ise şöyle cevap yazdı: "Aziz dostum Zünnun! Gerçek adam uzun gecelerde oturup bekleyen ve sonra menzile önceden koşup giden değildir. Uzun gecede uyuyan, döşeğinde dinlenen ve sonra sabah olunca kâfilenin çok önünde yol alan kimsedir." Bu cevabı alan Zünnun "Bu öyle bir sözdür ki, bizim ahvalimiz buna erişemez" dedi.

Hiç yorum yok: