14 Eylül 2011 Çarşamba

DÜNYÂ MALI

Abdullah Balgalmış
6 Eylül

“Ebüssü'ûd Efendi”, çok pahalı bir sarık,
Giymişken, biri geldi yanına bir aralık.
Düşündü ki: "Şuna bak, satsa şu sarığını,
Doyurur parasıyla, çok fukarâ karnını."

O anda Ebüssü'ûd Efendi hazretleri,
Anladı o kimsenin, kalbinden geçenleri.
Sarığını çıkarıp, buyurdu: (Git pazara!
Şunu sat, parasıyla, yemek ver yoksullara.)

Adam derhâl giderek, o emri etti îfâ.
Lâkin geri dönünce, çok şaşırdı bu defâ.
Zîrâ kendi sattığı sarığı, yine aynen,
Gördü onun başında, şaşırdı buna birden.

Ebüssü'ûd Efendi, o kimseye bakarak,
Buyurdu ki: (Bu işi ettin ise çok merak,
Git falanca kimseye, sor bu işin sırrını.
Söylesin bana bunun nasıl ulaştığını.)

Adam, mahcûb bir hâlde, giderek o kimseye,
Suâl etti: (Bu işin hikmeti nedir?) diy
O dedi: (Bir denizde, fırtınaya tutuldum.
Boğulmak üzereyken, bir adakta bulundum.

Dedim ki: "Kurtulursam eğer bu tehlikeden,
Sâhile çıkar çıkmaz, ilk iş olarak hemen,
Ebüssü'ûd Efendi hazretlerine lâyık
Hediye alacağım, iyisinden bir sarık."

Pazarda, böylesini üç gündür arıyordum.
Lâkin ona yakışır sarık bulamıyordum.
Aradığım sarığı, bugün buldum nihâyet.
Götürüp teslîm ettim, her işte var bir hikmet.)

Büyükler, giyseler de kıymetli elbiseler,
Vermezlerdi gönülden, zerre kadar bir değer.
Bu zât buyuruyor ki: (Hakîkî bir müslümân,
Dünyâ ve âhirette, râhat eder her zaman.

Yâni islâmiyyete, tâbi olur her işte.
Bütün seâdetlerin başı da budur işte.
Her amelde, islâma edince tam riâyet,
insanlar da, severler onu gâyet.

Çünkü o, insanları bırakarak bir yana,
Çevirmiştir gönlünü, sâdece Allah'ına.
Herkes onu methetse, yâhut da sevmese hiç,
Duymaz o, bu şeylerden bir üzüntü ve sevinç.

Çünkü iyi bilir ki, methetse de bugün halk,
Yârın hiç belli olmaz, söver düşman olarak.
Kimin Rabbin emrine, tamsa eğer uyması,
Onun, insanlarla da, iyi olur arası.

Kâmil bir müslümânda iki zînet bulunur.
Bunlardan biri, "Edeb", diğeri "Tevâzû"dur.
İnsanlar, "edeb" ile Allah'a yaklaşır hep.
Vâsıl olamamıştır, Ona hiç bir “bî-edeb”.
Hem çok "Korkmak" gerekir, hem de "Ümitli olmak".
Ancak böyle mümkündür, âhirette kurtulmak.)
06.EYLÜL.2013-CUMA

Hiç yorum yok: